Bazen insan yazacak bir şey bulamaz ....
Müflis bir tüccar gibi eski defterleri karıştırır o zaman. Başka bir zaman kullanmak için de yazmamıştım aslında. Belki birgün bir kitapta karşılarsınız, belki o kitabı beklemezsiniz, belki o kitap size yetişemez, belki de hiç gelmez…
Şimdiden okuyun işte. Ben de bu haftayı atlatmış olayım…
KENDİME MEKTUPLAR-29
Köstence, 13 Temmuz 2024
Selam Güzel Çocuk
Herkesin kambur olduğu bir yerde düzgün bir vücut çirkinlik sayılır…
Honoré de Balzac
“Gerçeğin düşmanı yalanlar değil, inançlardır” demiş Friedrich Nietzsche. Şimdi diyeceksin ki kim bu adını bile söyleyemediğim adam. Senden sonra tanıştım onunla. Yazdığı her şeyi okudum, yazmadıklarını da. Mektuplarını, karaladıklarını, hakkında karalananları…
Gelmiş geçmiş bütün filozoflar sadece dünyaya bakmışlar ve anlam aramışlardır. Biraz da yorum yapanlar olmuştur tabiiki. Sadece bir tanesi var ki, sen de tanıyorsun onu; Karl Marx bakmakla kalmamış, anlam aramakla kalmamış, yorumlamakla da kalmamış, biraz da değiştirmeye çalışmıştır dünyayı, yani dünyaya dokunmuştur. Nietzsche ise, önce bütün filozoflara, sonra her şeye; insana, hayvana, dine, peygambere (en çok da İsa’ya), tanrıya, ağaca, taşa toprağa, alayına itiraz etmiş bir çılgın. Bir gün anlatırım. Geçiyorum…
Bazen büyümüş olmaktan pişman olup olmadığımı sorarım kendime, sanki elimdeymiş gibi büyümemek. Sonra senin yanıtlamanı isterim bu soruyu. Oysa bilirim, niye pişman olasın, suçlu değilsin ki sen. Tamam, bütün insanlar büyüdükçe kirletiyorlar dünyayı, bu bir gerçek. Ama belki de hepsi dahil değildir bu kirliliğe. İşte sen o belkisin. Gel türkülerle temiz bir Anadolu turuna çıkalım şimdi…
Bak ne diyeceğim yola çıkmadan. Hep de söylerim zaten. Anadolu’daki bütün sorunlar nedenleri ve çözüm yollarıyla birlikte Anadolu türkülerinde bağırarak anlatırlar kendilerini. Ama biz türkü dinlemeyi unutmuşuz, ya da hiç öğrenmemişiz belki de. Tek bir örnekle geçiyorum burayı da..: Türkülerimizin babası Pir Sultan derdini anlatırken bülbüle bile ötmeyi yasaklamış, biz o ağıtı barlarda dinlerken göt sallayan nesiller yetiştirmişiz…
Sen bilmezsin, senin zamanında yoktu sosyal medya zaten nerden bilecektin ki. Sayın kainat liderimizin -ki onu da tanımazsın, iyi ki de tanımamışsın, en azından gençliğin kirlenmemiş- gözünden bakarsak senin zamanında buzdolabı, televizyon, uçak, havaalanı da yoktu zaten ama onları karıştırma. Şimdi diyeceksin ki kimdir dünya lideri Atatürk’ten başka. Uzun sürer, dönelim sosyal medyaya. Aslında hiçbir sosyal özelliği olmayan sadece adına sosyal denilen asosyal sanal bir alem ve ona göre yönetiliyor dünya. Mesela Türkçe bilmeyen insanlar 7-8 tane yabancı dil biliyorlar o alemde. Sanal alemde ağaç dikiyor adamlar mesela, sanırsın yeşile mahküm etmişler bütün bozkırları. Devrim yapanlar bile var…
Dedim ya türkü dinlemeyi bilmiyoruz, öğreniriz belki. Ama önce o türkülerimizdeki dilimizi öğrenmeliyiz. Sen türkü seversin, belki de bilirsin. Bütün halk türkülerimize baktığında şunu göreceksin. İçinde “bana merhamet et” geçen hiçbir türküde o ozan “bana acı” demek istememiştir, “beni acıtma” demiştir aslında. Ama dilimizin resmi kurumu olan Türk Dil Kurumu sözlüğünde bile merhametin karşısına acımak yazmışlar. Oysa merhamet acımak değil acıtmamaktır Anadolu ozanlarının dilinde….
Şimdi diyeceksin ki, “neyi doğru yaptınız ki zaten..” Evet onda da haklısın ya..! Nehirlerimiz siyanür akarken ya da akacak suyu kalmamışken biz ırmağının akışına ölürüm Türkiyem diye türkü söylüyoruz mesela. Cennet koylarımız tatil köyü oluyor, ormanlarımız turistik tesis için yakılıyor ama biz markette poşete 25 kuruş ödeyerek çevremizi koruduğumuzu zannediyoruz…
Senin zamanında ciddi bir haber kanalı vardı TRT. Şimdi yandaş yalakaların sayıları yetmiyormuş gibi o da hükümetin sesi olmuş ama özellikle bir tanesi var ki ülkenin yarısı ona bakıyor trene bakar gibi. O kanala göre Coca Cola 2024 yılının ilk altı ayında 175 milyon dolar zarar etmiş Türkiye’de. Nasıl mı..? Biz İsrail’e karşı Filistin’i tutuyoruz ya müslüman olarak. İçmeyip yere döküyoruz parasını ödeyerek aldığımız kolaları. Ama parasını ödemek önemli değil içmeyince gavurlar kar edemiyormuş. Sürekli İsrail’e mal taşıyan gemiciklerden de zarar ediyormuş yahudiler…
Şimdi diyeceksin ki bunları bana niye anlatıyorsun, git sorumlulara anlat. İşte onları bulup anlatamadığım için senin başını ağrıtıyorum çocuk. Kızma, aksi lanet huysuz çekilmez anarşist bir adam oldum çıktım işte. Nasıl olmayım..! Sorumlular yetkisiz. Yetkililer sorumsuz. Sadece kimin eli kimin cebinde o belli. Ama onu da biz görmüyoruz. Yani cebimizdeki hırsız eli…
Hep sormadan, sorgulamadan, körü körüne inandığımız için güzel şeyler yazamıyorum sana biliyor musun güzel çocuk. Şimdi biraz anladın mı Nietzsche’yi..?
Balzac’a gelince, o da bugünkü Türkiye’nin fotoğrafı işte…
Birgün güzel şeyler de anlatabilmek umuduyla öpüyorum gençliğinden…
